Sitenizin yedeği var mı, yoksa yedek alındığını mı sanıyorsunuz?
Kısa cevap: alınmış ama hiç geri yüklenmemiş bir yedek, yedek değil bir dosyadır. Kendi sistemimizde her gece "başarılı" diyen yedeklerin taze bir sunucuya yüklenemediğini bir provada gördük. "Yedek var" cümlesinin dört anlamı, yeşil ışığın yalan söylediği yerler ve barındırma sağlayıcınıza sorulacak dört soru.
Kısa cevap: alınmış ama hiç geri yüklenmemiş bir yedek, yedek değil bir dosyadır. Dosyanın var olması, tarihinin taze olması, bulutta bir kopyasının durması — bunların hiçbiri o dosyadan bir siteyi geri getirebileceğinizi göstermez. Bunu bir teoriden değil, kendi sistemimizde yaşadığımız bir provadan biliyoruz. Bu yazı o provayı, "yedek var" cümlesinin gerçekte kaç anlama geldiğini ve sağlayıcınıza sormanız gereken dört soruyu anlatıyor.
"Yedek var" cümlesinin dört anlamı
Bir sağlayıcı "yedek alıyoruz" dediğinde şu dördünden birini kastediyor olabilir ve aralarındaki fark, kötü günde sitenizin geri gelip gelmeyeceğidir:
1. Dosya var. Bir yerde bir yedek dosyası oluşuyor. En zayıf anlam budur; dosya boş, bozuk ya da eksik olabilir ve kimse bakmamıştır.
2. Kopya var. Dosya sunucunun dışında bir yere de gidiyor. Sunucu tümden giderse yedek onunla birlikte gitmez. Gerekli, ama yeterli değil.
3. Doğrulanmış. Bir şey her gün dosyaya bakıp "taze mi, yeterince büyük mü, kopyası gitmiş mi" diye kontrol ediyor. Çoğu ciddi kurulum burada durur ve burada durmanın bir tuzağı var; birazdan anlatacağız.
4. Geri yüklenmiş. Birisi o dosyayı alıp temiz bir sunucuya yüklemiş, sitenin açıldığını görmüş ve tarihini yazmış. Yedek kelimesinin tek gerçek karşılığı budur.
Sağlayıcınıza "yedek var mı" diye sorduğunuzda alacağınız "evet" bu dördünden hangisi, bilmiyorsunuz. Sorunun doğru hâli aşağıda.
Bizim başımıza gelen
Kendi sistemimizin veritabanı her gece yedeklenir ve yedek sunucu dışına kopyalanır. Her sabah ayrı bir kontrol dosyaya bakar: bu gece alınmış mı, boyutu makul mü, kopyası gitmiş mi. Aylarca her gün yeşil yandı.
23 Ağustos'ta ilk kez bir prova yaptık: gerçek bir yedek dosyasını, hiç dokunulmamış temiz bir sunucuya yükledik. Geri yükleme ilk satırda durdu; sıfır tablo geldi.
Sebep veri değildi. Yedek dosyası, verinin yanında eski sunucudaki kullanıcı adlarını ve yetkilerini de taşıyordu. Yeni sunucuda o kullanıcılar olmadığı için yükleme daha veriye gelmeden reddedildi. Veri baştan beri sağlamdı; taşıyıcı taşınamıyordu. Aynı dosya, o satırlar çıkarılınca hatasız yüklendi ve yüz altmış iki tablo yerine geldi.
Ders şu: hattın çevresindeki her ölçüm yeşildi, çünkü hiçbiri bir şey geri yüklemiyordu. Tazelik, boyut, kopya kimliği, hepsi doğruydu ve hepsi konu dışıydı. Aynı gün yedeğin alınış biçimini düzelttik, bunun bir daha bozulmasını engelleyen otomatik bir kontrol ekledik ve provanın nasıl yapılacağını adım adım yazdık.
Yeşil ışığın yalan söylediği yerler
Bu deneyimden sonra kendi kontrol listemize eleştirel baktık. Tanıdık gelebilecek dört boşluk:
Taze olmak, geri yüklenebilir olmak değildir. Dün gece alınmış bir dosya bugün de aynı şekilde yüklenemez.
Boyut tek başına bir şey söylemez. Neredeyse boş bir yedek dosyası bile teknik olarak geçerli görünür. "Dosya bin byte'tan büyük" gibi bir eşik, on binde bir küçülmüş bir yedeği bile geçirir. Anlamlı ölçü, bir önceki yedeğe göre ani küçülmedir.
Tek bulut hesabı, tek çıkış kapısıdır. Bir gece yedeklerin gittiği tek hesabın kotası doldu ve o gece hiçbir yedek alınmadı. Bunu ertesi sabah öğrendik; ölçüm vardı. Şimdi kota belli bir seviyeyi geçtiğinde yer kalmadan önce haber geliyor. Ama tek hedef hâlâ tek hedef ve bunu biliyoruz.
Geriye gidiş süresi sınırlıdır. Bizde yedekler on iki gün geriye gider. Bir hata on iki günden önce yapıldıysa ve o gün fark edilmediyse dönülecek temiz bir kopya yoktur. Bu bir eksiklik, ve bunu bilerek taşıyoruz; bilmemek daha kötü olurdu.
Bunları yazmamızın sebebi kusursuz olduğumuzu iddia etmek değil; tam tersi. Sağlayıcınızdan kusursuzluk değil, bu listenin neresinde durduğunu bilmesini bekleyin.
Sağlayıcınıza sorulacak dört soru
Cevaplar "evet" ya da "hayır" olmamalı. Her sorunun cevabı bir tarih ya da bir sayıdır; alamıyorsanız cevap yoktur.
1. En son ne zaman bir yedeği gerçekten geri yüklediniz? Beklenen cevap bir tarih. "Sistem otomatik alıyor" bu sorunun cevabı değil; soru alınıp alınmadığı değil, geri gelip gelmediği.
2. Yedek kaç gün geriye gidiyor? Bir sayı. Ve ardından: bir hafta önce silinmiş bir sayfayı bugün geri getirebilir misiniz?
3. Yedek kaç ayrı yerde duruyor? Sunucunun kendisi sayılmaz. Tek bir dış hesap varsa o hesabın dolması ya da kapanması yedeklerin tamamını götürür.
4. Site tümden giderse geri gelmesi kaç saat sürer ve kim yapar? Bir süre ve bir isim. Prova yapılmamışsa süre bilinmiyordur; "hemen" cevabı bunu ele verir.
Bu dört soruya rakamla cevap veren bir sağlayıcı, provayı yapmış demektir. Veremeyen kötü niyetli değildir; büyük olasılıkla bizim 23 Ağustos'tan önceki hâlimizdedir.
Kendi kopyanız olmalı mı?
Evet, sağlayıcınız ne kadar iyi olursa olsun. Sitenizin bir yedeği sağlayıcıda, bir kopyası sizde durmalı: içeriğin dışa aktarımı ve medya dosyaları, yılda bir kez bile olsa sizin elinizde bir yerde bulunmalı. Bu, sağlayıcıya güvensizlik değil; sitenizin gerçekten size ait olmasının bir parçasıdır. Ayrılık, iflas, anlaşmazlık ya da basit bir kaza: hepsinde sizde duran kopya, konuşmanın gücünü belirler.
Kendi kopyanızı aldıysanız bir kez de onu açmayı deneyin. Yukarıdaki her şey sizin kopyanız için de geçerlidir.
Bunu neden yazıyoruz
Doksandan fazla siteyi kendi sunucularımızda barındırıyoruz ve barındırmanın parçası olarak yedek alıyoruz. Bu yazıyı "bizde sorun olmaz" demek için değil, tam tersini anlatmak için yazdık: sorun oldu, bir provada yakalandı, düzeltildi ve yazıldı. Yedek konusunda güven, hiç hata yapmamış olmaktan değil, provayı yapmış olmaktan gelir.
Sağlayıcınıza yukarıdaki dört soruyu sorun. Cevaplar tarih ve sayı içermiyorsa, siteniz bir dosyaya emanet; bir yedeğe değil.
Markanız için bu işi birlikte yapalım.
Teklif Al